Kültür

Değişmekten korkmak ve aşk...

Takıntılı birey her şeyi olduğu gibi, duygularını da kontrol altında tutabilmek ister. Çünkü duygular inişli çıkışlı, öznel ve geçicidir. Aşk ve tutku en tehlikelisidir, çünkü öngö

Abone Ol

Takıntılı insan akla gelebilecek her alanda eskiye sımsıkı bağlıdır. Değişmekten kurtulmanın tek yolu budur ona göre. Ailevi, toplumsal, ahlaki, politik ya da dinsel, bütün gelenekler eninde sonunda dogmatizme, tutuculuğa, ön yargılara ve fanatizmin herhangi bir şekline götürür bireyi. Bunlara ne kadar sıkı sarılmışsa değişim ve yeniyi temsil edene o kadar toleranssız olur takıntılı kişi. Eskiyi korumayı sağlamaya ne kadar sıkı sarılırsa, geçicilikten duyduğu korku da bir o kadar artar oysa.

Her alışkanlığın, her dogmanın, her türlü fanatizmin arkasında bir korku saklıdır diyebiliriz. Değişimden ve geçicilikten, yani ölümden duyulan korku. Bu nedenle de takıntılı insan, biri ya da bir şey onun hegemonyasından çıkmaya kalkarsa, onun isteklerine boyun eğmezse ciddi bir tehdit hisseder. Herkesi ve her şeyi, kendi düşüncesine göre nasıl olması gerekiyorsa, öyle olmaya zorlar. Zorla aynı tutmaya ve istediği gibi olmasını sağlamaya çalıştığı şey bir bumerang gibi gelir vurur sonunda takıntılı insanı.

Sınır tanımayan, irrasyonel, belirsizliğe açık ve bireyi güvensiz sulara sürükleyen bir duygu olan aşk da bu durumundan dolayı takıntılı bir insan için çok huzursuz edici ve tehlikelidir. Aşk şekil verilebilecek bir şey değildir, onun kendi kuralları vardır ve aklın bir tarafa bırakılmasını ister. Aşk varsa hakim olan odur. Her şeyi güvenceye ve egemenliği altına almak isteyen biri için ne büyük bir tehdit.

Takıntılı birey her şeyi olduğu gibi, duygularını da kontrol altında tutabilmek ister. Çünkü duygular inişli çıkışlı, öznel ve geçicidir. Aşk ve tutku en tehlikelisidir, çünkü öngörülemez, akıldışı ve bir anlamda zayıflık belirtisidir.

Bütün ilişkilerinde sorumluluğu, hakimiyeti almak ister, kendi kararlarının uygulanması için diretir. Karşısındakini kendiyle eşit düzeyde göremez. Düşey bir düzen tutkunudur. Aşağıda ya da yukarıda, çekiç ya da çivi. Kim aşağıda olmak ister ya da bir çivi. Öyleyse iktidar ele geçirilmelidir. Depresif birey kaybetme korkusu nedeniyle sevgilisini kendine bağımlı kılmak ister, takıntılı bireyse erk ihtiyacından dolayı. Sevgiliyi kendi isteğine göre biçimlendirmek ister. Ötekinin başka olma durumunu kabullenmekte çok zorlanır. Sevgiliyi mülkiyetinde, kendine tabi olarak görmeye başlar kısa sürede. Takıntılı biriyle yaşanan ilişkilerde sevgiliden çok şey gider. Yalnızca onun uyum sağlaması, kendini ilişkiye adapte etmesi beklenir, büyük bir doğallıkla.

Öte yandan bağlılık takıntılı insan için kader gibidir. Dayanma gücü çok fazladır. Yüzde yüz sadıktır, çünkü değişim düşünülemez onun için. Mantık evliliği yapar. Evliliğe karar vermek de çok zordur ayrıca. Nişanlılık süreleri normalden çok daha uzun sürer. Evlilik tarihi sık sık ötelenir. Ama bir kere karar verdiyse bu sonsuza kadardır. Kendisi ya da eşi çok mutsuz olsa da ilişkiyi sürdürmeye devam eder. Boşanmak söz konusu değildir.

Yukarıda anlattığım kadar ağır değil de, hafif takıntılı biri çok tutkulu bir aşık olmaz belki ama güvenilir ve stabil bir eş olur. Ölçülü bir sıcaklığı vardır eşine karşı. Emniyet ve güven duygusu verir. En ufak bir sorun çıktığında çözmek için sorumluluk alır. İhtiyatlı bir eştir ve ilişkisi karşılıklı güven, sorumluluk ve yakınlığa dayanan mutlu bir birliktelik olarak görülür başkaları tarafından.RADİKAL

{ "vars": { "account": "G-YR9GXJLLSE" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }