malatya haber site manset arka plan logo arka plan  arka plan flash haber malatya manset serbset piyasa malatya kategori malatya ana manşetler arka renk ust haber
   Bugün - 21 Mayıs 2019 Salı
Foto Galeri
Video Galeri
Künye
Hava Durumu
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.malatyahabermerkezi.com Logo
-
Malatya 27°°C
Haber Detayları

Lale bize Kanuni´den emanet

Lalenin Orta Asya´dan çıkarak Anadolu topraklarına yerleşen ve buradan da Avrupa´ya yayılan bir çiçek olduğunu söyleyen Sanat tarihçisi Gül İrepoğlu, Kanuni´yi kendine aşık eden bu çiçeğin hikayesini Osmanlı motiflerinden günümüze taşıyor.

Eğitim Haberi - 17 Mart 2013 Pazar - 00:00
Resmi büyütmek için üzerini tıklayın...

Baharın müjdesini İstanbullular laleden alır. Her yıl Nisan, Mayıs aylarında bakmaya doyamadığımız renk renk laleler üzerine sanat tarihpçisi Gül İrepoğlu önemli bir çalışmaya imza attı. 'Lale Devri' döneminin sanatıyla, kültürüyle ilgili birçok araştırma, çalışma yapan İrepoğlu, her koşula uyum sağlayabilen lâlenin kayalık, taşlı, kurak yamaçlarda yaşayabilen güçlü bir çiçek olduğunu söylüyor. Lalenin dinsel anlamda bir simge olduğunu dile getiren İrepoğlu, ' Örneğin Farsça bir sözcük olan lâle orijinal halde, yani Arap harfleriyle yazıldığında lâle sözcüğüyle Allah lafzında aynı harfler kullanılır; Allah ve lâle ile hilal sözcükleri ebced hesabıyla aynı değeri, 66'yı veriyor. Lâlenin bir sap üzerinden yalnızca bir tek çiçek vermesi de Allah'ın birliğine işaret eden bir unsur olarak yorumlanıyor'diyor. Ayrıca Pers mitolojisinde bir yaprağın üzerindeki çiğ tanesine düşen yıldırımın yaprağı tutuşturduğu ve o alevin hemen sonra donarak lâleyi oluşturduğu hikayesini aktaran İrepoğlu, 'Lâlenin içinde dipteki siyahlıkların yürek yangınlarına sürükleyen aşk olarak görülmesi çiçeğin çekiciliğini daha da attırmış' diye anlatıyor.

İLK KANUNİ ÂŞIK OLMUŞ

İrepoğlu'ndan öğrendiğimize göre İlk olarak Transkafkasya bölgesinden Anadolu'ya yayılan Lale, İstanbul'da kimliğini bulmuş ve 16. yüzyıl ise lale için bir dönüm noktası olmuş. Bu çiçek öyle çok sevilmiş ki gülün yerini alarak güzellik ve aşk simgesine dönüşmüş. Kanuni Sultan Süleyman'nın lâleye olan ilgisinin izini ise bizzat yazdığı şiirlerden sürmemiz mümkün. 'Muhibbi' mahlasıyla kaleme aldığı şiirlerlerinde lale, eline kırmızı kadehini alıp kendini kırlarda gösteren, başına gül rengi taç giyen tutkulu bir âşık olarak tasvir edilmiş. Ayrıca Kanuni'ye ait olan, abartılı yapraklar arasından açılan iri kırmızı lâlelerle donatılmış tören kaftanı onun bu çiçeği ne kadar sevdiğinin bir başka göstergesi. Yabani lalelerin ıslah edilmesiyle Osmanlı Lalesi / İstanbul Lalesi 'nin ortaya çıktığını söyleyen Gül İrepoğlu lalenin Avrupa'da ilk ne zaman, nasıl fark edildiğini şöyle anlatıyor: 'Kanunî Sultan Süleyman'ın Güney Doğu Avrupa'daki fetihlerinden sonra Habsburg kralı barış anlaşması sağlamak amacıyla 1555 yılında elçi Busbecq yönetiminde bir heyeti Osmanlı hükümdarına yollar. Elçi geçtiği yollarda kırmızı laleleri ilk kez görür ve hayran olduğu bu çiçeğin soğanını 1562'de Avrupa'ya götürür. Elçinin Viyana'da soğanı vermiş olduğu botanikçi arkadaşı 1593'te Hollanda Leiden Üniversitesi botanik bahçesi müdürü olduğunda, beraberinde getirmiş olduğu soğanlı bitkiler de burada yerlerini alır. Avrupa laleyi böylece tanımış ve hayran olmuştur.'

Bıyıklı da denirdi

Laleye geçmişte pek çok isim verildiğıini söyleyen Gül İrepoğlu, bu isimlerin çoğunun Arapça ve Farsça olduğunu ancak bunların yanı sıra Türkçe isimlerin de verildiğine dikkat çekiyor. İşte Türkçe isimler: Açı Moru, Altın Sarısı, Bıyıklı, Büyük Al, Cüce Moru, Erik Dibi, Gülcü Başı, İbrahim Bey Alı, Kalaycı Beyazı, Keresteci, Kızıl, Küçük Al, Nar Çiçeği, Pabuççu, Pençe... Bunun dışında Lale Devri'nin lale tutkunları baharın başında Kağıthane'nin zümrüt çayırlarında, Sadabat'da açan ilk laleye 'merhaba' adını vermişler.

Çok pahalı

Lale orijinal halinde dağlarda, ovalarda, kayalık alanlarda biten yabani bir kırmızı çiçek olduğu için maliyeti yokmuş. Ancak İstanbul bahçelerini sevilen bir süs çiçeği olması ve türleri seçilip çeşitlendirilmesi, çiçeği daha değerli kılmış. Gül İrepoğlu: 'Nadide lale soğanlarına yüklü miktarda para ödenmeye başlandı. İthal edilen lale soğanları da ciddi masraf gerektiriyordu ki günümüzde de böyle. Yine de lale vazgeçilmez bir çiçek, gönlümüzü şenlendirmesi için bütün bunlara değer' şeklinde konuşuyor.

2 bin çeşidi vardı

Lale Devri'nde ortaya çıkan lale türlerinin şaşırtıcı sayısı gördüğü itibarı anlatmak için yeterlidir. Çiçek kültürü üzerine yazılmış risale, mecmua ve şükufenamelerin kayıtlarına göre 16. ve 18. yüzyılar arasında İstanbul'da toplam 2000 çeşit lalenin yetiştiği anlaşılıyor.

Şekli ve rengiyle esin verdi

Lalenin şekli ve orijinal kırmızı rengiyle, görsel sanatlara, el sanatlarına ve edebiyata kadar pek çok alanda esin kaynağı olduğunu belirten Gül İrepoğlu: 'Tezhipte, minyatürde, ka'tı sanatında, tuval resminde, çinide, ahşap ile kalemişinde, taş ve mermer bezemede, madende, camda, porselende, kumaşta, işlemede, halıda, mücevherde lale motifini görüyoruz yüzyıllardır. Edebiyatta; şiirde ve düz yazıda en etkileyici sözlerle karşımıza çıkıyor. Müzikte ise lalenin tınıları laleli sözlere dönüşür' diyerek aklınıza gelebilecek her sanatta lalenin kullanıldığına dikkat çekiyor.

Ferhat ile Şirin aşkının simgesi

Lalenin tarih boyunca sevildiği ve hikayelere, konu olduğu olmuş. Ferhat ile Şirin'in dillere destan aşkına da laleye bağlanır. Nakkaş Ferhat, Şirin'in öldüğü haberini alınca duyduğu muazzam acıdan elindeki dağı delmek için kullandığı ağır kazmayı havaya atar, kazma Ferhat'ın başına düşer ve oracıkta öldür. Şirin acı haber üzerine ağlayarak kayalığa koştuğunda Ferhat'ın kanlar içindeki bedenini görür ve duraksamadan kendini kayalıklardan aşağı atarak canına kıyar. Ferhat'ın toprağa akan her bir kan damlasının yerinden kırmızı laleler biter. Hüsrev-ü Şirin adlı İran öyküsünden kaynaklanan, kimi çeşitlemelerde Hüsrev'in Şirin'in eski sevgilisi olarak yer aldığı bu halk öyküsü, Firdevsi'nin Şahname'si başta olmak üzere kimi değişikliklere uğrayarak Orta Asya, Azerbaycan, İran, Türkiye ve Balkanlar'daki birçok tarihsel yapıtta anlatılır. Kimi çeşitlemelerde kırmızı lalelerin yerini kırmızı güller, zaman zaman da anemonlar alırsa da, toprağı sulayan kanla yerden fışkıran çiçek kavramı aynı kalır.

Esas olarak bizim kültürümüz

Günümüzde dünyanın her yerinde sevilen ve baharda dikilen bir çiçek olan lale, yüzyıllardır onu benimseyen ve büyük miktarlarda üreterek ihraç eden Hollanda'nın simgesi. İrepoğlu: 'Lalenin esas olarak bizim kültürümüzün bir parçası olduğu gerçeğinin giderek tekrar hatırlanıyor olması ise sevindirici' diyor.

ŞAİRLERE İLHAM VEREN ÇİÇEK

'17. yüzyıl lalenin Avrupa'daki hayranlarının arttığı ve 'Tulipomaina' denen lale çılgınlığının bir süre için Hollanda'yı sarstığı yüzyıldır' diyen İrepoğlu, 17. yüzyılda Osmanlı'da gül, karanfil ve sümbülün yanı sıra en sevilen çiçeklerden biri haline geldiği belirtiyor. Özellikle 18. yüzyılın başlarında sanatın her dalının yükseliş gösterdiği dönemde lale, şiirlere konu olacak hale gelmiş, nadide lale soğanlarının fiyatları akıl almaz derecede artmış. Giderek yerleşen Avrupai beğeni, bahçelerin de farklı tasarımlarına yol açarak Dersaadet'in yeni moda bahçelerinde başka çiçekler, ağaçlar ve düzenler ortaya çıkmış.

Karacaoğlan'ın Mevlana'nın dilinde

Edebiyatımızda da lale pek çok yerde geçer. Ahmet Refik lale için: 'Türkler İstanbul'u asırlarca renk ve bahar kokusu içinde yaşattılar. Fakat bütün çiçekler içinde en sevileni gül ve laledir. Türkler gülü ve laleyi hep kadına layık görürler' demiştir. Hz. Mevlana ise: 'Nefis cehennemin söndükten sonra ne dikersen biter... Laleler, ak güler, marsamalar...' şeklinde bahseder. Halk şairi Karacaoğlan: 'Der ki Karac'oğlan, hergün ağlarım / Eski dert üstüne dertler bağlarım / Başı al laleli yüce dağlarım / Çıkıp edemedim seyr, bahar kelli' der.
yenişafak
 
Anahtar Kelimeler:malatya, haber, haberler, Eğitim, eğitim, ,
Kaynak / EditörİHA - Malatya Haber Merkezi

 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Eğitim Haberleri
Öğrenciler hem okuyup hem iş sahibi olabilecek
İnönü Üniversitesi, ÜniAr 2019’da ilk 10 da yer aldı
AÖF sonuçları sorgulama işlemleri erişime açıldı

AÖF sonuçları sorgulama işlemleri erişime açıldı
Malatya’da 187 bin 424 öğrenci ders başı yaptı
Milyonlarca Öğrencinin Merakla Beklediği YKS Sonuçları Açıklandı
Ağbaba; Meslek Li̇sesi̇ne Veri̇len Önem Bu Mu?
YKS'nin birinci oturumu yapıldı
Diğer Başlıklar

BATTALGAZİ'DE KAĞIT RÖLYEF SERGİSİ
Malatya'da faciadan dönüldü, yolcu Treni otomobile çaptı
Arguvan’da ilk kez Robotik Kodlama şenliği yapıldı
tonbala operasyonu
LİSELERE YENİ SİSTEM DERS SAYISI DÜŞÜYOR
Milletvekili Çakır'dan çok sert borç tepkisi
Galatasaray kazandı, E.Yeni Malatyaspor Avrupa hedefine yaklaştı
Abdullah Öcalan'ın avukatları ile görüşme yasağı kaldırıldı
6 Aylık enflasyon emekli maaşını nerden nereye getirdi
“Artık mideye değil, kafaya bakacağız“
Ulusal Gazeteler
Yazarlar 
Arşiv Arama
Facebook
sanalbasin.com üyesidir
isaretAnasayfa
isaretSite Haritası
isaretSitenize Ekleyin
isaretRSS Kaynağı
isaretMalatya Haberleri
isaret malatya gerçek habermalatya gerçek haber
isaret Malatya Siyaset haberleriMalatya Siyaset
Hakkımızda
isare tYeni MalatyasporYeni Malatyaspor
isaretDoğanşehir Haber
isaretHekimhan Haber
isaretmalatyahaber
isaretHava Durumu
isaretReklamlar
isaretKünyemiz
isaretFacebook
isaretTwitter
isaretBize Ulaşın
isaretMalatya Haber
isaretMASKİ
isaret malatyaMalatya
isaretArguvan Haber
isaretDarende Haber
isaretMalatya Belediyesi
isaretMalatya Güncel
isaretMalatya Asayiş
isaretMalatya Hava Durumu
Copyright ©2006 MalatyaHaberMerkezi - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
logo Google+ Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
1,39ms