malatya haber site manset arka plan logo arka plan  arka plan flash haber malatya manset serbset piyasa malatya kategori malatya ana manşetler arka renk ust haber
   Bugün - 20 Temmuz 2019 Cumartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Künye
Hava Durumu
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.malatyahabermerkezi.com Logo
-
Malatya 32°°C
Haber Detayları

İşte Miroğlu´nun sansürlenen o yazısı

´Vur kendini dağlara´ başlıklı yazısının Taraf gazetesinde sansürlenerek yayınlanmaması üzerine gazete ile yollarını ayıran Orhan Miroğlu´nun o yazısını Rotahaber yayınlıyor.

Güncel Haberi - 04 Eylül 2012 Salı - 00:00
Resmi büyütmek için üzerini tıklayın...
Miroğlu'nun, 'Bir zamanlar devletin yaptığı ancak sonradan vazgeçtiği psikolojik harekatı şimdi PKK'nın yaptığını' anlattığı, ?Vur kendini dağlara? başlıklı yazısının gazetede yayınlanmaması nedeniyle dün Taraf'tan ayrıldığını açıklamıştı. Miroğlu, Taraf gazetesine gönderdiği, ?Vur kendini dağlara? adlı son yazısının gazetede yer almadığını belirtmiş, ?Taraf?ın benim için miadı doldu? demişti.
 
Yaşanan bu gelişmenin ardından Miroğlu'nun sansürlenen yazısı büyük merak uyandırmıştı. Rotahaber, Miroğlu'nun yayınlanmayan o yazılarını yayınlıyor.
 
İşte Orhan Miroğlu'nun 3 bölüm halinde yayınlamayı düşündüğü yazısının Taraf'a gönderdiği ve sansürlenen ilk bölümü ve yayınlanmayan 2. bölümü... 
 
VUR KENDİNİ DAĞLARA!
VUR KENDİNİ MAXMUR?A!
 
Türkiye nüfusunun önemli bir bölümü bence artık realitelerden iyice koptu,derin bir ulusal huşu içinde yaşıyoruz, yas bitmiyor, acılar tükenmiyor, nereye baksan sıra sıra tabutlar, ağıt yakan kadınlar  var.
Bu tablo içerisinde Türkler bana biraz daha makul görünüyor.
Kürtler ise suskunluk,endişe  ve psikolojik harp arasında bir araftalar.
Düz ovada siyaset yapmak onları bunaltıyor artık.
Onlar da kendilerini dağlara vuruyorlar, ellerindeki muazzam siyasi imkanlara değil, dağdakilerin ellerinde tutuğu  silaha ve psikolojik harbe güveniyorlar. 
Bir yanda devlet,  bir yanda PKK.
İlki yavaş yavaş hakikate yaklaşırken, diğeri yani PKK geleceğini psikolojik harbe bağlamış görünüyor.
Devletin geçmişte yürüttüğü psikolojik harp metotlarından uzaklaşıp, gerçeğe dönmesi kolay olmadı.
Türkiye neredeyse 2000?li yıllara kadar, sanki sanal bir mücadelenin içindeymiş gibi, sanki 20 yıl ülkenin belli bir bölgesinde adeta iç savaşı andıran bir çatışma yokmuş gibi gösterildi.
Oysa o tarihe kadar çatışma sadece dağlarda değil, şehirlerde de sürmüş, sivillere karşı binlerce faili meçhul cinayet işlenmiş, köyler boşaltılmış, Türkiye?nin tarihindeki en büyük iç göç hareketi meydana gelmiş ve resmi açıklamalara göre 28 bini PKK?li olmak üzere 35 bin insan hayatını kaybetmişti.
Bu iç çatışma manzarası,  ?düşük yoğunluklu savaş olarak? tanımlandı.
Nihayet 1999 yılında Öcalan yakalanıp Türkiye?ye getirildiğinde, artık ortada  üstü örtülecek bir şey kalmamıştı.
PKK liderinin, mahkemeye sunduğu ve gerek yazılı, gerekse sözlü olarak yaptığı savunmalar aslında bütün gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu. 
Öcalan artık İmralı?daydı, ama aynı yıl yapılan yerel seçimlerde HADEP büyük bir başarı sağlamış ve aralarında Diyarbakır?ın da olduğu beş büyük şehrin belediye başkanlığını kazanmıştı.
1999 Türkler?in ve Kürtler?in, Kürt sorununda gerçeklerle yüzleşmeye başladığı yıl olarak görülebilir.
Türkiye bu yıl itibariyle mücadele ettiği bu örgütün artık siyasallaşmış bir örgüt, dağdaki birkaç militandan ibaret bir örgüt olmadığını anlamıştı.
Ama PKK?de savaşın miadının dolduğunu bizzat Öcalan?ın ifadeleri ve açıklamalarıyla kabul etmiş görünüyordu. Mücadele artık silahsız ve hak temelli bir mücadele olarak sürebilirdi.
Bu tarihe gelinceye kadar, siyaset kurumu, alanı tamamen askerlere terk etmiş ve siyasetin gerçeği halktan gizleyen psikolojik harp metotlarının gönüllü savunucusu olmaktan başka bir işlevi kalmamıştı.
Sivil-asker ilişkileri o yıllardan başlayarak, son on yılda büyük bir değişim geçirdi.
Türkiye kendi Kürt sorununda ve bu sorunun bir parçası haline gelen, iç içe geçen PKK?yle mücadele stratejisinde artık psikolojik harbi esas alan bir yerde durmuyor.
Tabular bir bir yıkıldı ve bu ülke Oslo gibi bir süreci yaşadı.
İzlenen politika geçmişte PKK?yi askeri ve siyasi manada yok edeceğine inananların hayata geçirdiği politikalardı, ama sonuç vermedi.
Şimdi artık PKK?yi yok etmekten bahseden kimse kalmadı. Ya da böyle birileri kaldıysa da, onlar süreci belirleyen bir konumda değiller artık.
Devlet bir yandan PKK?yle mücadele ederken bir yandan da demokratik reformların devam etmesini yeni bir anayasa yapılmasını ve siyasi partilerin bu konuda uzlaşmasını  istiyor.
Hükümet Kürt sorununda hakikatleri gizleyen bir konumdan, bu hakikatleri milliyetçi hezeyanlara kapılmadan, etnik hınç ve öfke barındıracak söylemlerden önemli oranda kaçınarak kamuoyuyla paylaşmayı benimseyen bir konuma geçti.
O kadar ki, Antep?te aralarında dört de çocuğun bulunduğu ve 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırıdan sonra bile, Başbakan Erdoğan, kapılarını çözüm için çalacak herkese açık tuttuklarını ifade etti. Geçmişte yaşanan saldırılar karşısında da tutumu farklı değildi. 
Şehit cenazelerinin kaldırıldığı günlerde dahi,  PKK?nin silahı bırakması halinde her şeyi konuşabileceklerini açıklamıştı.
Dolayısıyla, ortalığı kızıştırmak için ortaya atılan ve özellikle BDP çevrelerinin dillendirdiği ?bu hükümet Sri-Lanka modelini esas aldı, dağdaki Kürt gençlerini imha edecek ? yollu propagandanın kısa sürede, PKK?nin yürüttüğü ?psikolojik harpten? başka bir şey olmadığı ortaya çıktı.
PKK, Şemdinli baskınlarından sonra ?psikolojik harbe? dört elle sarılmış bulunuyor.
Devleti de psikolojik harp günlerine geri dönmeye zorluyor.
PKK?nin psikolojik harbini siyaset alanına ve kamuoyuna da, maalesef  BDP? li liderler ve şiddet meselesine, bugün artık hiçbir geçerliliği kalmamış, mağduriyet teorileriyle yaklaşan  ve PKK?nin devrimci savaş stratejisine başından beri tolerans gösterenler taşıyor.
Peki, bu manzara içinde BDP?nin dağdakilerle buluşmasını nasıl yorumlamak gerekir? 
Perşembeye devam edelim.
 
Orda  bir kamp var uzakta, gitmesek de görmesek de o kamp bizim kampımızdır ve adı Maxmur?dur!
CHP,   ziyaret etmek isteyip giremediği Hatay?daki kampı ziyaret edecek olan Meclis-İHK?na üye vermeyecek.
Gerekçe de, CHP?nin kampta saklandığına inandığı birtakım silahların ve delillerin ortadan kaldırılması! 
Ne diyelim, sağlık olsun! Ama ben CHP?lilere yine bu ülkenin en yakıcı sorunu olan Kürt sorunu nedeniyle oluşmuş bir kampı ziyaret etmelerini öneriyorum. İnanın bu daha faydalı olur hatta artık yazılması yılan hikayesine dönen Kürt Raporu?na da katkı sağlar. Apaydın kampı bugün var, yarın olmayacak. Ama Maxmur yirmi yıldır var. Kampta yaşayanların tümü bu ülkenin vatandaşı. Vize yok, kampa girmek, geceyi orada geçirmek serbest. Diyarbakır CHP il Başkanlığına seçilen değerli politikacı ve sevgili dostum Haşim Özkoyuncu?ya program hazırlaması için bir telefon yeterli.
Hadi CHP, vur kendini Maxmur?a ve Kürt sorunuyla yüzleş!  
 
Not: ?Kürt Aydınının Trajedisi? yazılarının üçüncüsü ve sonuncusu cumartesiye kaldı, merak edenlere duyurulur. /
 
BU DA MİROĞLU'NUN 3 BÖLÜM HALİNDE YAYINLAYACAĞI YAZININ 2. BÖLÜMÜ
 
DAĞA VE BAYRAĞA DAİR..
 
Borsada değeri giderek artan hisse senedi gibi dağ mistifikasyonu sanki her geçen gün daha bir değer kazanıyor.
Gece PKK?liler dağlara bayrak asıyor, gündüz olunca bu sefer de askerler aynı bölgeye kocaman bayrakları götürüp dikiyor.
PKK, son zamanlarda Şemdinli üzerinden ilginç bir pskolojik harp uyguluyor, ve BDP bu psikolojik harbin tam ortasında yer alıyor. 
Siyasi temsil bakımından Meclisin dördüncü büyük partisi olan bir partinin, umudunu ve geleceğini PKK?nin önüne koyduğu psikolojik harbe bağlaması, başta bu partiye oy veren Kürt seçmenler olmak üzere, bütün Türkiye için bir kayıptır.
Sayın Demirtaş Şemdinli hadiselerinden sonra ortaya bir iddia attı.
Buna göre hükümet gerçeği halktan gizliyor çünkü Şemdinli kırsalı ve 400 kilometrekarelik bir alana yayılan bir toprak parçasını, devlet değil artık PKK kontrol ediyor.
Hem de 700 kişiyle..
Bence ortada PKK?nin ve onun isteği üzerine de BDP?nin realitelerden koptuğu bir durum söz konusudur
Keşke PKK daha fazla geç kalmadan gerçeğe uyanabilse..
Bunun olabilmesini en çok arzu edenlerdenim.
Ama nafile bir temenni ve nafile bir arzu bu; öyle görülüyor ki, Türkiye?nin siyasi zemini, ve bu zeminin giderek demokrasi yönünde güçlenecek olması hiçbir şekilde PKK?yi tatmin etmeyecek ve PKK, demokrasi güçlendikçe silahın ve şiddetin önde olduğu psikolojik harp yöntemlerine dört elle sarılmaya devam edecek.
Bir hayli hazin ve bir o kadar da ironik bir durumla karşı karşıyayız.
Çünkü devletin PKK?ye karşı mücadelede psikolojik harbi terk ettiği ve hakikate  dönmeye başladığı bir dönemde, PKK filmi tekrar başa sarıyor ve ?kurtarılmış bölge? hayalleriyle hem kendini hem Kürt siyasetini, hem de kendisine inananları reel siyasi bir zeminde değil, sadece ulusal hissiyattan, dahası etnik hınç ve öfkeden beslenen psikolojik bir zeminde tutmaya çalışıyor.
Devletin Kürt sorununda tamamen güvenlik eksenli bir politikayı cumhuriyetten bu yana sürdürüyor olmasının maliyetini nasıl ki bu halk ödediyse, PKK?nin ?savaş stratejisinin? maliyetini de bugün,  hiç kuşku yok ki 15-16 yaşlarında savaşa sürülen Kürt gençleri ve halkın kendisi ödüyor.
Demirtaş, ?Şemdinli?yi PKK ele geçirdi, PKK başka toprakları ele geçirmeden gelin onunla anlaşın? demeye gelen  çağrılar yaptı.
Yani, Türkiye cumhuriyeti tarihinde bir ilkin gerçekleşmiş olduğunu ve ?devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmının devletin egemenliğinden çıktığını? açıkladı.
Açıkçası ?devrimci savaş stratejisinin? sonuç verdiğini ilan etti.
Sanki kimsenin farkında olmadığı bir gerçeğe dikkatlerimizi çeker gibi yaptı, ama yaptığı şey psikolojik harpten başka bir şey değildi. Çünkü o da böyle bir durumun söz konusu olmadığını biliyordu, nitekim daha sonra bir araya geldiği medya mensuplarına söylediklerinin yanlış anlaşıldığını ifade etti.( Ezgi Başaran, Radikal2 Eylül.)
Sayın Demirtaş?ın açıklamasını baştan sona okudum. Eğer ben de bu açıklamadan psikolojik harp sezmiş ve bu yazı bana iki yazı yazdırmışsa, sıradan vatandaşı artık varın siz düşünün.
PKK uzun zamandır bu psikolojik harbi, BDP ve gönüllü medya üzerinden sürdürüyor.
Önce CHP Milletvekili Hüseyin Aygün kaçırılıyor, ardından, BDP?nin öncülüğünde PKK?lilerle bir mizansen buluşma gerçekleşiyor.
Sonra internete gece karanlığında dağların tepesine bayrak asmaya çalışan bir PKK? linin görüntüleri düşüyor..
Devlet de geçmişte o bölgede dağa taşa ?Ne mutlu Türküm diyene? vecizesini bembeyaz taşlarla veya kireçle yazdırır,  Ertürk Yöndemlere ?Anadolu?dan Görünüm? programları yaptırır, Türkçe bile bilmeyen Kürt ağalarını TRT?ye çıkartarak, psikolojik üstünlük sağlamaya çalışırdı.
Bugün artık, böyle şeylere itibar etmeyen ve geçmişten ders çıkaran bir devlet ve hükümet var. 
Psikolojik harbi devlet terk etti, şimdi PKK sürdürüyor.
Psikolojik harp senaryosunun buraya kadar olan kısmını anlamak zor değil ve ben bunu anlayabilecek durumdayım.
Anlamadığım şey Taraf gazetesinin bu psikolojik harbe bir takım haberlerle ve  manşetlerle  katkıda bulunmasıdır.
Felaketi haber verir gibi atılan ve Suriye?de, ?  ikinci Kürt devletinin kurulduğunu ?ispatlayan? manşetlerden sonra, Şemdinli için atılan manşetler barışa ve yumuşamaya değil, PKK?nin psikolojik harbine hizmet ediyor.
Psikolojik harbin her türlüsü çok kötüdür ve hiçbir şekilde meşru değildir.
Bir ülkenin, bir halkın hakikatten kopuşu, psikolojik harbe inanmakla ve ona başvuranların haklı olduğunu kabul etmekle başlar.
Kürtler ve Türkler  otuz yıl boyunca devletin psikolojik harbine yenik düştü.
Şimdi PKK?nin psikolojik harbiyle karşı karşıyayız.
Daha birincisinin yol açtığı vahamet ve acı bitmeden, Türkiye bir psikolojik harbe ikinci kez yenilmemelidir.
Ve kendi kişisel hikayesi, Kürtlerin haklı  davasına yazılmış bir yazarın, Kürtlerin psikolojik harbini yazmak zorunda kalması gerçekten de çok trajiktir ve üzücüdür.
Bu durumda galiba o yazarın,  ?ulusal saflarla? onun arasında akıp giden bir nehrin korunaklı tarafına doğru iyice geri çekilmesi ve aynı nehrin öbür yakasından atılacak taşlardan kendini iyice koruması gerekecektir.
 
ORHAN MİROĞLU
 
KAYNAK: ROTAHABER
 
Anahtar Kelimeler:malatya, haber,
Kaynak / EditörİHA - Malatya Haber Merkezi

 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Güncel Haberleri
Tarihi Kentler Birliği Malatya toplantısı sona erdi
Siirt’te duvara gizlenmiş 2 metrelik yılan korkuttu
Demir parmaklıklara sıkışan köpek kurtarıldı

Demir parmaklıklara sıkışan köpek kurtarıldı
Tarihi Kentler Birliği Malatya'da toplandı
3 dakikada 1 kilo kayısı yedi
Belediye Başkanı Gürkan Selahattin Alpay’ın konserini dinledi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Turhan Malatya’da
Diğer Başlıklar

Başıboş köpekler mahalleliyi uyutmuyor
Tarihi Kentler Birliği Malatya toplantısı sona erdi
Siirt’te duvara gizlenmiş 2 metrelik yılan korkuttu
Demir parmaklıklara sıkışan köpek kurtarıldı
Yeşilyurt’taki tarihi konklar restore ediliyor
Bakan Turan'dan AK Parti'ye ziyaret
Malatya'da silahlı saldırı: 1 yaralı
Tarihi Kentler Birliği Malatya'da toplandı
Benzine indirim geldi !
Yeni Malatyaspor’dan kaleye takviye
Ulusal Gazeteler
Yazarlar 
Arşiv Arama
Facebook
sanalbasin.com üyesidir
isaretAnasayfa
isaretSite Haritası
isaretSitenize Ekleyin
isaretRSS Kaynağı
isaretMalatya Haberleri
isaret malatya gerçek habermalatya gerçek haber
isaret Malatya Siyaset haberleriMalatya Siyaset
Hakkımızda
isare tYeni MalatyasporYeni Malatyaspor
isaretDoğanşehir Haber
isaretHekimhan Haber
isaretmalatyahaber
isaretHava Durumu
isaretReklamlar
isaretKünyemiz
isaretFacebook
isaretTwitter
isaretBize Ulaşın
isaretMalatya Haber
isaretMASKİ
isaret malatyaMalatya
isaretArguvan Haber
isaretDarende Haber
isaretMalatya Belediyesi
isaretMalatya Güncel
isaretMalatya Asayiş
isaretMalatya Hava Durumu
Copyright ©2006 MalatyaHaberMerkezi - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
logo Google+ Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,80ms